Allah İçin “Sevmek…”
Sevgi , insan da bulunan en önemli cevher, ortaya çıkmak için karşılık beklemeyen en güzel duygudur.İnsan Güzel ve iyi olana teveccüh eder lakin güzel olan ile karşılaşmasa da sevmeye devam edebilir. İyi olmayan da bile iyi yanları görmeye çalışıp, müspet nazarıyla baktığı için muhabbet besleyebilir. Muhabbet öyle güzel bir haslettir ki; insana darlıkta genişlik, zahmet gibi görünen deRahmet vesilesi olabilir.Yeter ki insandaki bu özellik zuhur etsin…Sevilmek sevmenin tezahürü, neticesidir.Ama şu da var ki; asıl sevgi karşılık beklemeyendir.Eğer karşılık beklenilse sevgi sınırlandırılmış olur ve bu durum muhabbet olarak tasvir edilemez. Kainatta ki yaratılmışların tümünü, her birinde halkının ismini görmekle evvela “O”nun için sevmek lazımdır. Yaratılmışların en üstünü, Ahsen-i takvim olan insanı, evvela Allah için sevmek muhabbete ulaştıran en önemli adımdır.Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırınız!” (Müslim, İman,93) Sevmek, muhabbet etmek “önce Allah için olacaksa” mutlak sevilmeyi beraberinde getirir.Çünkü muhabbetten maksatta Allah (c.c)’ın rızası aranmaktadır…Allah (c.c) in razı olduğu sevdiği kulunu sevdirmede de iradesi sonsuzdur… Allah için sevmenin ehemmiyetine binaen bir kutsi hadis de şöyle buyrulmuştur; Kıyamet günü Yüce Allah şöyle buyurur: “Benim için birbirini sevenler neredeler? gelsinler, Arşımın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bugün onları gölgelendireyim!”[ Müslim, Birr, 37] Sevmek duadır; Allah için ise…Dua rızaya ulaştırır Allah kabul ederse… Allah (c.c) mevcudatı O nun için sevenlerden, fani güzellerde baki güzelliğin ayinesini görebilenlerden kılsın İnşaAllah…
sessiznida
Hayata dair
Zamanın birinde; ilk adımı attık, hayatın merdivenlerini çıkmak üzere…ilk basamakta hayata şaşkın gözlerle baktık, neyin ne olduğunu belki mantık çerçevesinde anlamaya çalıştıysak da, her şeyi anlamaya yetmedi gücümüz sadece gülüp geçtik hayata……zaman geçti, ikinci basamakta gençlik devresine ulaştık, heyecanla ilerledik.Hedeflerimiz her şeyimiz oldu.hedef olmadan da yaşanamazdı…bu yola yelken açarken çok şeyi göze almak, ayrıca zoru başarma hırsını taşımak gerekliydi.Düşündük! yanılmamak için nasıl bir fedakarlık lazımdı?..Yolumuz uzun ayrıca yapılacaklar çoktu.En emin adımlarla ilerlemek ve de hayatımızı doğru şekillendirmek bizim elimizdeydi artık..Düşünüp verdiğimiz kararlar ile ilerledik hayat serüveninde..Bu kararlar belki zafere, belki yenilgiye götüren köprü hükmündeydi bizler için…Bir gün durulduk hayatı gözden geçirmek için arkamıza dönüp
baktık…her şey yolunda gibi gözükse de göz ardı ettiklerimiz zaman geçtikçe uçurumlar olarak çıktı karşımıza..kararsızlığın umanında seyre dalmaktı işte o an yapabildiğimiz..Dün aşamadıklarımız bugün dağlar misali karşımıza dikiliverdi.Ya şimdi ne yapmalıydı ? İşte bu soruya karşılık alınacak tek cevap vardır o da:..
“NE OLURSA OLSUN bundan sonra Kararlı adımlar atmak”tır..Dün sallanarak gidip geldiğimiz yolların devamın da artık kararlı sabit adımlarla ilerleme çabasında olmak lazım. İnsan bir gün sonra bir hafta sonra evvelki halinde beğenmediği “şöyle yapmasaydım.. şu şekilde davranabilirdim..” gibi pişmanlık belirtileri saptar. Mükemmel olamayız ama mükemmel olmaya çalışabiliriz. Bu da daha iyi olma çabasının bir göstergesidir.
Unutmayalım ;Örneğimiz mükemmel olursa işlenen, mükemmelin bir özelliğini mutlaka yansıtır…
Rabbi’m; “dün güldüklerine bugün ağlayanlardan…” olmaktan emin kılsın. Kararlı sabit adımlarla hayat seruvenini devam ettirenlerden olmamız duasıyla..
Vesselam.
Sessiznida
